24 Temmuz 2019

Biraz da sosyal hayatımızdan bahsedelim kırk yaşım. İş güç bildiğin gibi . Yapmak isteyip yapamadıklarının arasında sıkışıp kalmış bir merve. Kim ne zaman nasıl beni uçurumdan aşağıya atacak da kendim olma cesaretini göstereceğim bilmiyorum. Belki ben, belki bana benden daha yakın biri veya birileri. Neyse, sürekli buhranları anlatıp durmaya gerek yok biraz da hayatımı güzelleştirenleri paylaşayım seninle.

 

Köfteli yaşamaktan bahsedeyim mesela. Bir evcil hayvan sahibi olmanın oluşturduğu avantaj ve dezavantajları hatta çalışan birinin evcil hayvanı olmasının nasıl bir his olduğunu anlatayım biraz.

 

Sercan’nın köfteyi ilk getirdiği gün tedirginlikler sarmıştı zihnimi. Büyük bir heyecanla istemiş olsak bile bir canlının sorumluluğunu alabilir miyiz alamaz mıyız emin olamamıştım ve  günün birinde Sercan’ın titizliği tutup köfteyi evden göndermek ister diye çok korkmuştum. Yeni evimizin her yerine yaptığı tuvaletini, dünyanın parasını verdiğimiz koltuğumuza ve kıyafetlerimize yapıştırdığı tüyleri hep Sercan’dan gizlemek için bir şeyler yapmaya çalışıyordum. Ama başarmak ne mümkün. Ben köfteyi korumak için ne yaptıysam, köfte kendini olduğu gibi Sercan’a gösterebilmek için benimle adeta yarıştı. Neyse ki tüm  temizlik takıntılarına rağmen köftenin karşılıksız ve sonsuz sevgisi Sercan’ın da onu çabucak kabullenmesini sağladı. Zamanla tüm tedirginliklerim bir bir geçti. Köftem tüy dökmeyi azalttı, tuvaletini yapmayı öğrendi. Bizim tüm yorgunluğumuzu alan, koşa koşa evimize gitmemizi sağlayan minik, tatlış maskotumuz oldu. Bir canlıyı büyütmek muazzam bir zevkmiş. Hele ki bunu sevdiğinle birlikte yapıyorsan….

 

Gün içerisinde birbirimize acaba ne yapıyor diye sorduğumuz, en ufak komikliğine dakikalarca güldüğümüz, yolumuzu gözleyen,  bize koşulsuz sevme ve sevilme duygusunu hissettiren köftesiz bir hayat düşünemiyorum artık.

 

Türkiye’nin evcil hayvanı olan ailelere henüz alışık olmadığını düşünüyordum. Bir sürü mekana giriş çıkışlarımızın problem oluşturacağı kanaatindeydim. Elbette sosyal hayatımızın aynı şekilde devam edebildiğini söyleyemem fakat benim zannımdan çok daha fazla ortama köfte ile birlikte girip çıkabildik. Hala Türkiye’nin bu konuda aşması gereken bir seviye olsa da çok fena durumda değiliz. Yavaş yavaş kabulleniyoruz.

 

Tüm insanlık olarak sevme ve sevilme duygusunu koşulsuzca tatmaya o kadar ihtiyacımız var ki. Alın, köpek alın, kedi alın, kuş alın, tavşan alın, doya doya sevin. Çocuklarınızın kurallarla, kalıplarla dolu dünyaya hazırlanırken en azından büyürken koşulsuz sevgiyi hissedebilmesi için ortam oluşturun. Unutmayın ki  sevgi, doğru kullanıldığında sahip olunabilecek en büyük güçtür.

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s