Enaniyet Kuyuları

Hayatta sahip olduklarımız ikiye ayrılır. Bize yaratıcı/ evren tarafından bahşedilenler ve çabalayarak elde ettiklerimiz. Ki çabalayarak elde ettiklerimizde dahi yaratıcı bir gücün etkisi,  şans faktörü olduğuna inananlardanım.

 

Daha küçük yaşlarımda öğrendim  enaniyet kavramını. Enaniyet… Yani,  Allah’ın insana ikram olarak verdiği nimetleri, kişinin kendine mal etmesi, kendinden bilmesi.  

 

Etrafımda gördüğüm bir çok kişi kapılıp kayboluyor bu enaniyet kuyularında. Eskisi gibi gerçek dostluk ilişkilerinin yürütüldüğü ortamlarımız olmadığı için kimseye elimizi uzatıp, kimseyi o kuyudan çıkaramıyoruz. Ortamlarımız öyle ki, elini uzatıp kurtarmak istesen, kuyusunda olduğunu zannettiği elmaslarını çalacağımızdan korkup yaygarayı koparırlar. Halbuki bizim tarafımızdan baksalar, enaniyet kuyularının içerisinde bırak elması kömür bile olmadığını görecekler.

 

Keşke her şeyin bizim kontrolümüzde olduğu bir hayat yaşasaydık. Başımıza gelen her iyi ve kötü şeyin birincil ve esas faktörü biz olsaydık. Maalesef içerisinde bulunduğumuz hayat kurgusu bize yalnızca dar alanlarda, hayat denen  filmin içerisinde ufak tefek değişiklikler yapabilecek kadar hareket etme imkanı veriyor. Bize düşen bu dar alanlarda en güzel hareketlerle keyif almaya çalışmaktan başka bir şey değil.

 

Çok net olarak görünen bu kurguyu fark etmeyerek sahip olduğu her şeyi kendinden bilip enaniyete kapılanları anlamak benim için oldukça zor. Her şey net abi net ortada. Ananı babanı seçtin mi malı mülküyle övünüyorsun? Çoluğunu çocuğunu seçtin mi varlığıyla böbürleniyorsun? Doğduğun ülkeyi, şehri seçtin mi kültürünü öve öve bitiremiyorsun? Güzelliğini, yakışıklılığını seçtin mi kendini yere göğe sığdıramıyorsun? Eşini, işini, mesleğini hiçbir şarta ve koşula bağlı kalmadan kendi keyfince seçtiğini mi düşünüyorsun da kibirle dolanıyorsun?

 

Her başarı  hikayesinin ardında “…  ile her şey değişti” hikayesi vardır. Karşımıza alıp saatlerce dinleriz birilerinin “nasıl başardım” hikayelerini. Hepsi mutlak suretle bir olaya dayanır. Tesadüf diye düşünülerek anlatılan bu olaylar bize nasip edilenin/ şansın/ emanet edilecek olanın kurgusundan başka bir şey değildir. Elimizde, kontrolümüzde olmadan, biz bile ne olduğunu anlamadan ardı ardına sıralanır, tamamlanır tüm iyi ve kötü olanlar.

 

Elbette ki çalışmanın, kararlılığın, azmin yeri yadsınamaza. Mutlak suretle bize ayrılan alanda yaptıklarımızın da hayatımızda derin etkileri olacaktır. Yalnız hiçbir zaman şans/nasip faktörlerinden bağımsız olarak kıpırdamaz evren. 

 

Rolümüzü, kendi yorumumuzu katarak oynadığımız senaryolarımızda birbirimizden rol çalmaya çalışarak işleri zorlaştırmak yerine, birbirimize destek olabilsek keşke. Ve keşke sahip olduğumuz ne varsa bize onları veren tarafından bir anda alınabileceğini bilerek, sahiplenerek, kıymet bilerek, şükrederek, sıkı sıkı tutunarak yaşayabilsek kısa metrajlı filmimizi.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s