28.05.2018

 

Kimi zaman küçücük bir kızın gözleriyle izliyorum hayatı. Kollarımı pervazına yaslayıp arkasına saklandığım camın ardından, şaşkınlıktan kocaman olmuş gözlerimle. Belki de büyük kavgalar içinde büyümüş çocuklar daha doğal karşılıyor etrafında olup bitenleri. Sevgisiz çatışma ortamları dağa kolay hazırlanmalarını sağlıyor çocukların hayata.

Ben neden bu kadar direniyorum, itiraz ediyorum, değiştirmeye çalışıyorum anlamıyorum. Sanki dünyaya geliş amacım insanlara sevginin, insan olmanın ne olduğunu öğretmekmiş gibi, üstüme kusulan tüm kötülüklere rağmen “hayır sevgi her şeyden büyük” diyerek üzerimdeki kusmukları tek bir hamleyle atıp, aynı kişilerin üzerine yürümeye devam ediyorum.

Bir gün olsun “okey tamam ben gidiyorum o zaman” diyemedim. Nedir bendeki bu sürekli inandıkları uğruna savaşma, mücadele etme hali yeminle yoruldum.

Bencil ve duygusuz insanların nasıl nefes alabildiğine, yaşamaya devam edebildiğine inanamıyorum. İnsan nasıl tek başına bencilce yaşamak isteyebilir? Bir anne ve babanın kucağına doğmadık mı biz? Onların sevgisi ve emeğiyle yoğurulup biz olmadık mı? Kimsesiz doğup büyümüş olan her türlü insanı anlarım. Ama bir ailenin merkezine doğmuş çocukların bencilleşme süreçlerinin nasıl başladığını anlayamıyorum.

Benim çocukluğuma  dair en çok hatırladığım cümle de duygu da sevgi. “Sev kızım, seversen olur kızım, sevdikçe olur kızım, seversen yaparsın kızım…” ya benim ailemde büyük bir problem vardı yada bilmiyorum.

Öyle abuk subuk sürekli sevilme isteğinden bahsetmiyorum. Bahsettiğim şey sadece sevme isteği. Bir insan içinde gerçekten, tüm kalbiyle sevme isteği olmadığı sürece nasıl yaşamaya devam edebilir. Yaptığımız tüm işler, attığımız tüm adımlar hepsi ama hepsi sevdiklerimiz için değil mi? Kendini yalnızca kendini sevmek neye yarar.

Dünya ne zaman böyle bir hale geldi. Anne babalar mı bu yanlışın sebebi, yoksa dijitalleşen dünya mı. Her ne olursa olsun çok büyük kaybediyoruz. Korunabildiğim kadar korunacağım bu bencillik denen illetten. İçimdeki küçük kızı asla ama asla öldürmelerine izin vermeyeceğim 40 yaşım.

Hayattan beklediğim ne varsa, hiç birini kaybetmeden ellerim kollarım dolu dolu geleceğim sana.

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s