Kurumsal Besin Zinciri

Üniversite hayatım boyunca hiç bir zaman kurumsal firmalarda çalışmak gibi hayallerim olmadı. Hep kendi işimi yapacağıma emin olarak ilerledim. Öyle tepeden inme, bilgisiz, tecrübesiz gözükmemek için de üniversite hazırlığa 5 yıllık tecrübe edinme planım ile başladım.

Gel gelelim hayat öyle devam etmiyor. Okulun bitmesine bir kaç ay kala baktım ki kendi işimi kurmak harbi harbi yemiyor “ee şey ben o zaman biraz kurumsal kurumsal takılayım, hem tecrübe edinirim hem de biraz sermaye yaparım” demeye başladım. Tabii o iş öyle de olmuyormuş. Sermaye biriktireceğimi düşündüğüm zamanları hatırladıkça beni bir gülme alıyor. Nedendir bilinmez para kazanmaya başladığımdan beri borç ödüyorum. Her neyse bu konu için başka bir başlıkta dökülürüm.

Velhasıl kelam kurumsala giren saplanıp kalıyormuş. İnsanoğlu bulunduğu ortamın iklimine kapılıveriyor. Kurumsal bir işe girersin, sevgili bulursun, evlenme dürtüsü ufak ufak yoklar, sanıyorum devamında çocuk yapma, çocuğu büyütme derken hooop emeklilik.  Değişik bir havası vardır kurumsal firmaların. Dışarıdan baktığında “beni de al beni de beni de beni de” dersin. İçeri girince bakarsın ki herkes mutsuz. Bunca mutsuz insana rağmen hala akın akın kurumsal firmalarda çalışmak isteyenleri görünce şaşar kalırsın.

Laflarımı saydırmadan önce belirteyim, şuncacık iş hayatımda toplam 5 farklı kurumsal firma geçmişim olduğundan istediğim gibi dökülmeye hakkım var 🙂

Kurumsal firmaların kendine has besin zincirleri olur. Bu besin zinciri standart bir bölümde genellikle direktör, müdür, şef, şef adayları, şef aday adayları , şef aday adayı olmak için savaşanlar ve çalışan ekip. Burada  ezilen ayakkabının tabanı gibi, sadece çalışan ekiptir. Kimsenin kimseyi sevmediği, herkesin zincirde seviye atlayabilmek için birbirini yediği bir düzen hakimdir. Zincirin her bir seviyesinde o  kurumsal egolar öyle büyür ki sağır edecek kadar kulakları, kör edecek kadar gözleri kaplar ve alt zincirlere taşar. Sonuç odaklı yöneticiler yukarıdan baktıklarında besin zincirinin temelini oluşturan esas ekibi görmez. Haliyle bu döngüde herkes bir altındakine güvenmek zorundadır. Amma ve lakin, eğer gözün kapalı güvenmemen gerektiğini anlaman için etrafın sinyal doluysa ve sen hala güvenmeye devam ediyorsan kusura bakma kardeşim problem sende. En üst ile en alt arasındaki hiyerarşi seviyeleri arttıkça en üsttekinin en alttakileri görmesi iyiden iyiye zorlaşır. Kim bilir belki de zincirin orta kısımlarının istediği de budur.

Bazen de ekstra ekstra otoriter yöneticilerin yönettiği bölümlere rastlarız kurumsallık dünyamızda. Otoriter yönetici herkes tarafından kötü anılmayı seçmiştir. Herkes ondan nefret eder, onu görünce herkes bir yere saklanmak ister, lakin onun dışındaki herkes birbirini sever ve korur. Bu yöneticiler bölüm içerisinde besin zinciri oluşmasına asla izin vermez. Onun zinciri iki aşamalıdır. Kendisi ve diğerleri. Herkesin her an saldırıya uğrama ihtimalinin olduğu  bu bölümlerde, kişiler içgüdüsel olarak sürekli birbirini koruma halindedir. Yöneticisinden korkan ama birbiri için sıkı çalışan bir ekip ortaya çıkar.

Eğer bir yerde yöneticiyseniz farkınız, tarzınız. Canınız nasıl olmayı seçiyorsa öyle olun.

Y kuşağı çocuğu olarak kendi işimi kursam ben ne mi yapardım? Benim iş yerimde, benim çalışanım olarak, benim olduğum yerde ekibi bozmak? ego yapmak? motivasyonu düşürmek? başkalarını ezmek ha?  Anladınız siz beni.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s