CHİCAGO’DA BİR GÜN

Chicago… Yoğun iş tempomuzun arasında bir kaçamak yapıp chicago’ya gitmeye karar verdik.Planlarımızı yaptık ama planlar her zaman istediğimiz gibi gitmiyor tabiki bizim evdeki hesapta çarşıdakine uymadı.Pazartesi partisini yarım bırakıp erkenden evimize gelip saç baş hazırlığı kıyafet planları derken erkenden yatağımıza yattık.3.00 am civarı kalkıp yola çıkmamız gerekirken arabası olan arkadaşlar hava şartlarından dolayı gitmekten vazgeçtiler.Ne kadar yağmur geçer gider dediysek te içlerindeki kötü bir histen dolayı yolu göze almak istemediler.Ben plan yapmışım kolay kolay vazgeçer miyim?Hayır…

Image

Sabah erkenden kalkıp araba kiralama şirketine gidip şansımızı denemeye karar vererek yataklarımıza uzandık.Uyumak ne mümkün.Hepimizde bir stres bir gerginlik.Ne saç kaldı ne baş paspal paspal 6 am civarı uyanıp evden çıktık.Neyseki biraz fazla para vermiş olsakta sağolsun ENTERPRİSE bize çok şirin bir arabayı kiraladı.Ucuz olsun diye 3 kişilik araba isteyip bize verdiği 4 kişilik arabaya 5 kişi sığışıp Chicago yollarına düştük.

Image

Yol üzerinde tipik Amerikan filmlerindeki yol üstü kahvaltı mekanlarının birinde pancakeli kahvaltımızı yapıp yolumuza devam ettik.

Image

3-4 saatlik yolculuğumuz ardından varoş bir mahalleden chicago’ya giriş yaptık.Dizilerimin şehri chicago’nun her yeri tanıdık gibiydi.Eski püskü bir tren yolunun altından geçip uyduruk bir markete rastlayınca kendimi shameless dizisi içinde hissedip etrafı süzerken, gözlerim bir yerlerde sızmış halde yatan Frank’i aradı.İlerledikçe koskocaman binaların bir anda karşımıza çıkmasıyla çığlığı kopardık.Köyden indim şehre böyle bir şey işte.Sen aylarca kasabada yaşa birden kendini Chicago da bulunca tabi çığlığı basarsın.Hemen şehir merkezine dalıp arabayı bırakır bırakmaz şaşkın bakışlarla etafta yürümeye başladık.Ankara’da bile gezerken genelde başını yukarı kaldırıp bakmazsın çünkü bilirsin esi külüstür binalardır sadece alt katlar özenle dizayn edilmiştir.Ama burada başını kaldırıp bir ucu bucağı görünmeyen binalara,bir etraftaki mağazalara, bir göl manzarasına bakmaktan ilerleyemiyorsun.Bir kaç caddeyi yürümek saatlerimizi aldı.

Image

The Cheesecake factory ‘deki öğle yemeğimiz ardından ilk durağımız Victoria’s Secret oldu.Victoria fazlaca saatlerimizi yemiş olsada ona feda olsun diyorum.

Image

Image

Şehir merkezinde binaların arasına karışmış, doğa ile şehrin birbiriyle harmanlanmış eşsiz manzarasını izlemek harikaydı.Koskocaman binalara rağmen gölü dalgalandırarak süzülüp gelen rüzgar, Chicago’nun Windy City olduğunu sonuna kadar kanıtlar gibiydi.Elbisemin hafif hafif azizliğine uğramış olsamda,öyle bir manzarada rüzgarı saçlarımda ve yüzümde hissetmek muazzamdı.

Image

Gündüz güzel gece bir başka güzel manzaraları gördükçe işte şimdi Amerikadayız tam da hayal ettiğimiz buydu diyebildik.

Millenium parktaki bean,sürekli değişen insan yüzleriyle su şovları,binalar ve ışıkları herşey ama herşey muhteşemdi.

Araba parkı için yanlışlıkla aldığımız 10 dakikalık biletimizi hayır olsun diyerek arabanın birine bırakmamız da türklerin oraya geldiğinin bir göstergesi gibiydi.Tabi yolumuzu kaybedip inşaat halinde bir alt yolda kendimizi bulduğumuzda, işçilere şehir merkezine nasıl gideriz diye sorup bizde oraya gitmeye çalışıyoruz diyip kahkahalarla bize gülmeside ayrıca bir hoştu.Adam metro yapmaya çalışırken inşaata dalıp abi nasıl giderim dersen adamda sana güler tabi dur bir bitirsin metroyu dimi.

Neyse ki yolumuzu bulup, hasretini çektiğimiz yol üzerinde bahçeli şık kafelerden bulup yorgun argında olsa açık havada yemek yemenin tadını çıkardık.

Yemek sonrası son bir tur atarken filmlerdeki o parıldaklı Chicago yazısına rastladık.Hep zannederdimki o yazı etrafında bir sürü bar filn vardır sabahlara kadar eğlence mekanları doludur… Yok öyle bir şey.Saat 11 pm civarı tek tük kişiler yoldan geçiyor hepside sarhoş.Zaten yazının ışıklarıda 11.30 pm de kapanıyor.Belki başka sokaklar yaşamaya devam ediyordur bilemiyorum.Bir sonraki Chicago listem oldukça kabarık hepsini göreceğim.

Bu güzel günün ardından Wisconsin’e dönmek istemesekte mecburen yollara düştük.Issız yollarda uykusuz tır şoförleri bize bir kaç kez kaza tehlikesi yaşatsa da,yolda uyanıp bagajda uyuyan arkadaşımızı bir yerlerde unutmuş olduğumuzu zannedip panik olsak ta,uykusuz uykusuz sabahın köründe işe gitmek zorunda kalsak taaaa iyiki gördük seni CHİCAGOOOOO 🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s