ARABAYLA MADİSON

Arabamızla 1 saat kadar gittikten sonra Madison tabelaları birden ortadan kayboldu.Chicago tabelaları ortaya çıkmaya başladı.Yolda giderken hiç bir Madison girişi tabelasıda görmemiştik.Sadece 1305 B ,1306 A gibi bir sürü anlam veremediğimiz çıkış görmüştük.Neyse farkettik ki Amerikada sistem farklı.Şehir ismi üzerinde belli sayılar var.O sayıları takip edip nereye gideceksen o çıkıştan çıkacaksın.Belki sadece Wisconsin da böyledir bilemiyorum.Önümüze gelen ilk çıkıştan çıktık şehir merkezini aramaya başladık.Sora sora merkezi bulduk,arabamızı parkettik ve şehir gezintimiz başladı.

Image

İlk önce okul zannettiğimiz kocaman görkemli bir binaya girdik.Kapı baca açık isteyenin girebildiği bir bina.

Image

Binanın içine girdikçe koro halinde şarkı, türkü sesleri gelmeye başladı.Kilise mi acaba derken ortada elinde pankartlarla bir sürü kişi gördük.Güvenlik görevlisinin yanına gidip burası ne binası diyince kadın şaşırdı ama o bana, burası yönetim binası diyince ben daha çok şaşırdım.Millet avaz avaz protesto yapıyor,pankart açıyor.İsteyen istediği gibi binaya giriyor.Türkiye de olsa defalarca üstünü ararlar ama kimse de gelip edepli bir şekilde de protesto yapmaz.Ya yumurta atarlar ya kapı baca kırarar.

Image

Her neyse bir tur gördük araya kaynadık. Hintlilerden oluşan bu turdakilere pek benzemesekte kimse bir şey demedi.Bizi bir anda toplantı odasına soktular kilitli kapılar açıldı her şey okadar hızlı gelişti ki neler olduğunu anlamadık.

Binadan çıktık şehir merkezinde gezdik fena bir yer değildi ama çok güzel de diyemem.Bir kaç farklı mağaza dışında her şey çok sıradandı.

Gezinirken Madison Üniversitesini buldum.Mühendislik binası oldukça uzaktaydı yürüye yürüye binaya ulaştım.Elimi kolumu sallayarak içeri girdim.Bina muazzamdı kendimi tam bir mühendis gibi hissettim.Çok fazla uygulama alanı vardı herkes bir şeylerle uğraşıyordu.Gözüme kestirdiğim biriyle sohbet ettim Endüstri mühendisliği ile ilgili bir kaç bilgi aldm.Çocuğun elinde kömüre benzer bir parça vardı, onu küçük parçalara ayırıp şekillendirmeye çalışıyordu sanırım, neden yaptığına dair hiç bir fikrim yok.Üniversite ile ilgili sorular sormaktan çocuğun bölümünü sormayı unuttum.Sonra binada gezinirken nükleer enerji mühendisi bir arkadaşla tanıştım.Topluluğumuz adına gelip hocalarla görüşmek istediğimden filan bahsettim çok cool buldu yaptığımı. Bir kaç tavsiye verdi ve beni görüşmem gereken hocaların yanına götürdü.Daha doğrusu götürmeye çalıştı.Şansıma bana yardımcı olabilecek kimse o saate kalmamış.Okulda bulundukları saatleri not alıp üniversiteden ayrıldım.Tekrar gittiğimde o arkadaşımla birlikte hocalarla görüşeceğim.Umarım verimli görüşmelerim olur.

Şehir turumuz bitince arabamıza atlayıp şehirden biraz uzakta olan, gitmeyi düşündüğümüz yerler için yola koyulduk.Telefonumdaki navigasyon sayesinde önceden araştırdığımız her yeri rahatça bulduk.Aslında çokta rahat oldu diyemem.Çünkü şehir içinde araba sürmek şehirler arasındaki kadar rahat olmaz.Özellikle trafik polisiyle ilgili gözünü çok fazla korkutan arkadaşlarıniz varsa…Nerede bir polis görsem elim ayağım dolaştı.’Eyvah polis,napcam şimdi,yanlış yolamı girdim,yanlış yere mi yanaştım…’ gibi bir sürü şey beni oldukça strese soktu.Amerikalılar okadarda çok kurallara uymuyor! Ben uymaya çalıştıkça,oradan buradan bir sürü kişi önüme kırdı.İki kere sürtünmek üzereyken arabayı kurtardım,bir kerede ters yöne girdim.Reflekslerim kuvetlidir kolayca kaza yapmam ama yollar okadar acayipki böyle bir şey olamaz.Mesela üç şeritli bir yolda direk devam etmek istiyorsan sadece en sola geçmelisin.Ortadan ve sağdan gidenler sağa girmek zorunda… gibi saçma sapan bazı yollardan geçtim.Trafik polisleriyle sürekli karşılaşsamda beni kenara çekmediler.Çekselerdi hepten panik olacaktım.Burada öyle arabadan inip abi şöyleydi böyleydi deme olayı yok.Polis seni durdurduğunda saatler bile geçse, polis gelene kadar kimse arabadan inmeyecek eğer inerse polisin vurma hakkı var.Polis senin yanına geldiğinde sadece camı aralayarak konuşmak zorundasın.Zaten polis seninle konuşurken bir eli mutlaka silahında olur.Polis beni durdursaydı ben kesin bi yanlış haraket yapıp vurulurdum 🙂 diye düşünüyorum.

Alışveriş merkezinede gittik doya doya şehirde olmanın keyfini çıkardım.Amerikada bulmayı umduğum tüm mağazalar orada vardı.Doya doya ne varsa aldım.

Image

Tabi geri dönme vakti geldi de nasıl olacak o? Telefonumun şarjıda bitti.Saatte geç yolda insan kalmamış.Dolaşa dolaşa bir benzinciye girdik benzinimizde azdı.Ben benzini kendim doldurmayı nereden bileyim ama yapmak zorundayız mecbur.Hızır mı desem ne desem bilemediğim bir adamcağızla karşılaştık.Adamcağız navigasyondan bakıp bize yolumuzun krokisini çizdi.Benzin almayı öğretti.Nakit ödeme yapmak istediğinde, benzin istasyonunun market kısmına gidip arabanı gösterip ne kadarlık istediğini söylemen yeterli oluyor.Tamam olayı anladım markete girdim saat gecenin bir yarısı.İçeride kamyoncu tipler, en karasından iri yarı zenciler… Ne kadar tedirgin olsamda yapmak zorundayım.Dua ede ede sessizce sıramı bekledim.İşim bitti gittim depoyu doldurmaya ama beceremiyorum.Bir an önce benzini alıp saçma sapan adamların olduğu bu yerden kaçmak istiyorum.Ben kaçmak istedikçe işler yavaşlıyor.Neyseki hızır amcamızın tarifiyle benzinimizi doldurdum ve evimizin yolunu tuttuk.

Gece bir türlü uyuyamadım.Her zamanki gibi bahçede parti vardı ot içen mi ararsın bira içenmi her şey var.Araba emanet, ya kafayı bulup bir şey yaparlarsa diye içim gitti.Sabah olur olmaz arabayı teslim edip rahat bir nefes aldım ve ömrümün şu güzel yıllarına yeni bir macera eklemenin verdiği keyfin tadını çıkardım.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s